Meraklı Mercek🔎

ZOOM POLİTİK MAKALE DEV

İnanmanın Gücü: Batıl Tedavi mi, Büyük Bir Gerçeğin İzleri mi?

inanmanın gücü


 Eskiden bazı hastalıklar vardı ki,

adı yoktu ama çaresi vardı.

Göz kapağında çıkan arpacık,
çıban,
sarılık…

Bugünden bakınca “batıl” denip geçilen bu uygulamalar,
aslında tek bir noktada birleşiyordu:
İnanç.

Arpacık için çakmak çakılırdı.
Çıbanın etrafı kalemle çizilir, söz okunurdu.
Sarılıkta küçük bir müdahale yapılır, ardından pehriz verilirdi.

Bu yöntemlerin hiçbiri
rastgele kişiler tarafından yapılmazdı.
Hep “ondan anladığına inanılan” insanlar seçilirdi.

Çünkü mesele yapılan işlem değil,
o işlemin kim tarafından ve ne niyetle yapıldığıydı.

Bugün modern tıp bize şunu gösteriyor:
Panik atak yaşayan bir insanın
hiçbir organik rahatsızlığı yoktur.

Ama kişi gerçekten bayılır.
Gerçekten nefesi kesilir.
Gerçekten kalbi hızlanır.

Bu ne demektir?

İnsan,
inandığı düşünceyi
bedenine uygulatabilir.

O halde şu gerçeği görmezden gelemeyiz:
İnanç, beden üzerinde doğrudan etkilidir.

Eskilerin yaptığı şey;
bedeni korkudan çıkarıp
güvene sokmaktı.

Güven gelen yerde,
beden kendini onarmaya başlar.

Bu yöntemler modern tıbbın alternatifi değildir.
Ama modern tıbbın unutmaya meyilli olduğu
bir hakikati hatırlatır:

İnsan sadece etten ve kemikten ibaret değildir.
İnsan,
inandığı kadar çöker
inandığı kadar toparlanır.

Batıl dediğimiz birçok şey,
aslında bilimin yeni yeni tarif ettiği
bir gerçeğin izlerini taşır.

Eskiler buna isim koymadı.
Ama bildi.

Ve belki de en büyük tedavi şuydu:
Birinin gözünün içine bakıp
şunu söylemesi:

“Merak etme… geçecek.”

Söz bittiğinde,
iyileşme başlardı.

Okuyucu Yorumları

Bir Yorum Bırakın: