Meraklı Mercek🔎

ZOOM POLİTİK MAKALE DEV

İnternette Gerçekten Biri Kaldı mı, Yoksa Botlar Birbirine mi Beğeni Atıyor?

İnternet beğeni

Geçtiğimiz günlerde akışımda gezinirken önüme tuhaf bir fotoğraf düştü: Karideslerden yapılmış devasa bir İsa heykeli ve heykelin başında gururla poz veren bir çocuk. Görselin yapay zekâ tarafından üretildiği o kadar açıktı ki, çocuğun fazladan üç parmağı bile vardı. Asıl çarpıcı olan görselin kendisi değildi. Altındaki 40 bin yorumun neredeyse tamamı "Amin", "Harika bir yetenek!", "Tanrı seni korusun evlat" gibi kalıp cümlelerden ibaretti.
Görsel sahte, paylaşan sahte, alkışlayanlar sahte.
Birkaç yıl önce internet forumlarının kuytu köşelerinde fısıldanan "Ölü İnternet Teorisi", işte tam olarak bu anı tarif ediyordu. O zamanlar bu iddia, internet trafiğinin ve içeriğinin tamamen yapay zekâ ve botlar tarafından ele geçirildiğini, insan kullanıcıların ise sadece birer yanılsamadan ibaret olduğunu savunan biraz paranoyakça bir komplo teorisiydi. Fakat bugün geldiğimiz noktada, o komplo teorisi sabah kahvemizi yudumlarken bizzat şahit olduğumuz bir rutine dönüştü.
İnternet artık insanların birbirine bir şeyler anlattığı, şakalaştığı ya da tartıştığı bir meydan gibi hissettirmiyor. Daha çok, reklam gelirlerini bölüşmek için tasarlanmış algoritmaların kendi aralarında top koşturduğu, insanlarınsa tribünden boş gözlerle bu anlamsız maçı izlediği bir yere dönüştü. Botlar içerik üretiyor, diğer botlar bu içerikleri beğenip paylaşıyor, bir üçüncü bot grubu da alta otomatik yorumlar diziyor. Sistem kendi kendini besleyen devasa bir hayalet kasaba gibi tıkır tıkır çalışıyor.
Peki gerçek insanlar nereye kayboldu?
Cevap aslında hepimizin son zamanlardaki dijital alışkanlıklarında saklı. Artık kimse genel akışlarda fikir belirtmek, kişisel anlarını paylaşmak ya da tartışmalara girmek istemiyor. Çünkü açık internet, trollerin, yapay zekâ çöplüğünün ve linç makinelerinin hüküm sürdüğü tekinsiz bir vadiye dönüştü. İnsanlar sessizce geri çekildi.
Bizler artık "Karanlık Sosyal" (Dark Social) denen alanlara sığındık. Düşüncelerimizi, bulduğumuz komik videoları ya da dertlerimizi yüz binlerce yabancının görebileceği platformlara değil; dört-beş kişilik WhatsApp gruplarına, kilitli Telegram kanallarına ya da küçük Discord sunucularına taşıdık. Dijital oturma odalarımızın perdelerini sıkıca kapattık ve sokağı botlara bıraktık.
Eski internetin o amatör, dağınık ama alabildiğine samimi ruhunu özlememek elde değil. Hani şu insanların sırf eğlence olsun diye blog açtığı, Wikipedia maddelerini saatlerce tartıştığı, arama motoruna bir soru yazdığınızda karşınıza sponsorlu bir reklam yerine gerçekten o sorunun cevabını bilen birinin forum mesajının çıktığı günleri… Şimdilerde ise Google’da bir arama yaptığınızda, tamamen arama motoru optimizasyonu için botlar tarafından yazılmış, ilk beş paragrafı hiçbir şey anlatmayan kopya metinlerin arasında boğuluyoruz.
Meraklı Mercek’ten bakınca tablo biraz tuhaf, hatta hafif melankolik görünüyor. Trilyonlarca gigabaytlık veri akışının ortasında, dijital olarak tarihin en kalabalık ama insani olarak belki de en ıssız dönemini yaşıyoruz.
Yine de bu yazıyı okuyan bir çift gerçek göz, ekranın diğer tarafında hâlâ bir nabız olduğunu hatırlatıyor. Eğer buradaysan ve bir botsan lütfen kendini belli etme; yok eğer gerçekten bir insansan, bu hayalet kasabada birbirimize rastlamış olmamız günün en güzel tesadüfü demektir.

Okuyucu Yorumları

Bir Yorum Bırakın: